Sitemizde yer alan en iyi firmalar şahsi düşünceler eşliğinde oluşturulmuştur.Sercan-Nurcan. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Custom Search

Enrico Fermi Hayatı ve İcadı


Enrico Fermi  1901 yılı Eylül 29da İtalya'nın Roma kentinde doğdu. Babası Alberto Fermi demiryolu kontrolünde hizmetçi görevinde çalıştı. Annesi İda de Qattis ise ilkokul öğretmeni olup. Gerçi ailede ebeveynlerden hiçbiri onu bilimle uğraşmaya heveslendirmeyip, Enrico Fermi henüz çocuk yaşlarından matematik ve fiziğe büyük ilgi gösterdi.
Enrico yazmayı ve okumayı çok çabuk öğrenip. Son derece güçlü hafızaya ve matematiksel tefekküre sahip olan Enrico sınıfta kolaylıkla birinci öğrenci olup. 13 yaş tamam olunca Enrico iki ay içinde tersimi geometri kursunu tam benimseyip. O, bağımsız olarak derslikte olan 200'den fazla görevi çözerek tüm teoremleri başlarına kanıtlayabilirim bilmişti. Fizik ve matematiğin ayrı bölmelerine adanmış bir takım kitapları bağımsız olarak öğrenmeye gayret etmişti. Enrico sadece olağanüstü yetenek, hem de çok keskin, olağanüstü hafızası ile yaşıtlarından seçilirdi. Eline aldığı herhangi kitabı bir kez okumak onu mükemmel şekilde öğrenmek için yeterli idi. Babasının arkadaşı Adolfo Amideyi Enrico fizik ve matematik bilimlerine ilgi oyadıb. Amideyi yakında onun teorik fizik alanında yeteneğini fark edip. Enrico çocukluk arkadaşı E.Persio ile birlikte çeşitli fiziksel deneyler koyuyordu (örneğin, içme suyun net yoğunluğunu tespit etmeye çalışıyordu).

 1918 yılında üç yıllık lise kursunu iki ile tamamlayan Ferminin karşısında gelecek eğitimini nerede sürdürmek soruyu bekliyordu. Onu daha çok fizik etkiliyordu, o, çok sayıda deneylerin konulduğu fiziki aparatlara ilgi gösteriyordu. Enrico Roma Üniversitesi'ne dahil olabilirdi, fakat 17 yaşındaki genç Pizan Üniversitesi'ni seçti. Üniversiteye girmek için ise o, Pizan Normal Okulu'nda müsabiqeden geçmeli ve daha sonra üniversite mühazireleri ile birlikte, Pizan Normal Okulu'nda eğitimini paralel olarak sürdürmeli idi. Fermi sadece yarışma geçip, hem de yarışmada birinci yere çıkıp. Yarışma sırasında Fermi matematik profesörlerine öyle bir etki bağışlamıştı ki, sınavdan sonra profesör özel olarak Enrikonu görüşe davet ederek "uzunillik profesörlük fealiyyetim döneminde ben böyle bir durumla rastlaşmamışam, Fermi dahi insandır ve büyük alim olmaya layıktır" dedi.

Böylece Enrico Fermi Pizan Üniversitesi bünyesinde yüksek reel okuluna girdi. O, artık fizik ve matematiği çok güzel biliyordu. Sonraları artık ünlü alim olarak bilinen hayatının bu dönemi hakkında yazıyordu: "Ben üniversiteye girerken klasik fizik ve izafiyet teorisini şimdiki gibi biliyordum". Birçok bilimsel konuları Fermi hiçbir öğretmenin, okulun yardımı olmadan tek başına öğrenmişti. Onun kitaplardan öğrendiği bilgilere öğretmenleri çok az şey ilave edebilirlerdi. O, bilgileri bağımsız olarak elde etmenin oldukça etkili sistemini çalıştı hazırlamıştı. Olağanüstü hafıza ona hem de yabancı dil bir an öğrenmeye imkan veriyordu. Ferminin sıradışı yeteneğini sadece öğrencilerin değil, yakında öğretmenler de fark etmişlerdi. 1920 yılında 19 yaşındaki genç artık bir çok profesörlerin katılımıyla kuantum teorisine dair ders okuyordu (bu teori hala İtalya'da birçoklarına yad konu idi). Aynı yıllarda da onun elektrodinamika ve görece teorisine dair ilk bilimsel çalışmaları ışık yüzü gördü.



 Roma Üniversitesi profesörü, Ferminin çocukluk arkadaşı Enrico Persiko sonraları yazıyordu: "Onun kitapların öğrenme yönteminin özü o ki, o, kitaplardan sadece belirtilen sorunları ve yapılan deneylerin sonuçlarını alıyordu. Onları analiz eder ve sonra kitap müellifinin bilgileri ile kendi kanaatlerini mukayese ediyordu. Çok zaman böyle karşılaştırmalar sırasında, yeni sorunlar kaldırıyor ve onları çözmek ediyordu. Bazen ise artık herkes tarafından kabul edilen, herkese belli konularda hatalar bulur ve onları düzeltiyordu ". Malum olmuştu ki, fiziğin bazı bölümlerini Enrico kendi öğretmenlerinden daha iyi biliyordu. İtalya'da o zamanlar fizik bilimi oldukça tenezzül durumdaydı ve araştırma çalışmaları neredeyse aparılmırdı. Buna göre de 1922 yılında aynı anda hem Pizan Üniversitesi'ni ve hem de Pizan Ali Okulu'nu bitiren Fermi Gettingene (Almanya) giderek orada ünlü alman fiziksel Maks Bornun talebesi olur. O, burada diğer genç araştırmacılar - Werner Heyzenberq, Wolfgang Pauli (sonraları Nobel ödülü laureatları) ile tanışıyor. İşte Gettingende onun yeteneklerinin esasları daha da güçleniyor. O, aynı zamanda ünlü fizikçi Paul Erenfestin talebesi olur. 

Belirtilmelidir ki, en kötümser anlarında Erenfest ona kapsamlı destek gösterip. İtalya'ya döndükten sonra Fermi istatistiksel fiziğin bazı önemli meselelerinin çözümüne elde bilip. Bu meseleler Pauli ilkesine tabi olan parçacıkların hareketinin hesaplanması yönteminin yaratılmasının temelini oluşturuyordu. 1925 yılında Pol Dirakla (Nobel ödüllü) beraber Pauli ilkesine tabi olan ve sonraları fermion anılacaktır parçacıkların istatistiğini hazırlamıştır. Sonraları bu yöntem Fermi - Dirac metodu adlandırıldı. Bu yöntemin keşfi Fermiye büyük popülerlik kazandırdı. 1933 yılından başlayarak Fermi bütövlükle kuantum fiziği sorunları ile ilgili olup. 1934 yılında o, beta-parçalanma teorisini ileri sürdü. Bu teorinin özü şuydu ki, beta-parçalanma sırasında elektron ek neytrinolar denilen parçacıklar de ayrılır. 1926 yılında o, artık Roma Üniversitesi teorik fizik profesörü oldu. Floransa Üniversitesi'nde de ders veriyordu. O, burada artık kendisinin teorik fizik okulunu bırakır. Genç bilim adamı bu başarıları ile tüm İtalya biliminin dirçelmesine yol açmış olur. Enrico Fermini konferanslar okumak için artık bir takım nüfuzlu üniversitelere davet ediyorlar. Onun 1932 yılında Michigan ve Kolombiya Üniversitelerinde öğrencilere okuduğu dersleri yakında "Işınlanmanın kuantum teorisi" ve "Termodinamik" gibi yeni kitaplarının temelini teşkil etti.

"Fermi etkisi".
Enrico Ferminin araştırmaları nükleer fizik, istatistiksel mekanik, yüksek enerjiler fiziği, astrofizik alanlarını kapsar. Onun istatistiksel mexanikaya dair bilimsel çalışmaları elektronların katı cismlerdeki hareketinin yanı sıra astrofizikada tutmuş fiziğin çeşitli bölmelerine kadar bir takım olayların izahını veriyordu. Yapay radioaktivliyin Frederik ve İren Küriler tarafından keşfinden sonra Enrico Ferminin tüm dikkati teorik fiziğin deneysel konularına odaklanmıştır. O, nötronlar aracılığıyla yapay radyoaktivite etkisini yaratmaya karar verdi. Alim çok haklı olarak kabul ediyordu ki, nötr parçacık atomun derinliklerine nüfuz edebilir. Mevcut olan tüm kimyasal elementleri neytronlarla bombardıman etmekle alim 60'dan fazla radyoaktif element edinip. Bu yolda onu çok değerli keşif bekliyordu. Ferminin çalışanları deney sırasında sonraki olağanüstü olayla üzleşmişdiler. Saptanmıştı ki, gümüş elementinin cihazın gereğinden örneği ve nötron kaynağı arasında parafin tabakası bırakılırsa, o zaman gümüşün radioaktivliyi keskin artar. Onlar yaşadıkları bu olay hakkında hemen "papa" -ya (onlar Fermini büyük sevgi ile bile adlandırırdılar) yüz açtılar. Kahvaltı sırasında Fermi bu gizemli tapmacanın izahını bulmuştu. Bu olayın mahiyeti o idi ki, büyük miktarda hidrojenin toplandığı parafinde nötronlar kendi hızlarını yeterince azaltıyorlar, bunun da sonucu onun gümüş atomları tarafından tutulması ihtimali artmalıdır. Her şey oldukça basit (hem de dahiyane) idi. Çalışanlarının sevinç ve heyecanlı gürültüsüne son veren Fermi görüşlerini şöyle ümumileşdirmişdi: "Bunu önceden söylemememiz ne akılsızlıktır". Ve hemen da eklemişti ki, bu tür etki çok miktarda hidrojenin olduğu suda da kendini göstermelidir. Aynı gün - 1934 Ekim 22-de Ferminin önderliğindeki grup üniversitenin fizik korpusunun heyetindeki bahçedeki fevkalede  eksperimenti sürdürüp. İşte bu gün atom asrının ilk günü olarak kabul edilir. Ferminin ihtimali kendini tam doğruladı. Sonraları "Fermi etkisi" adını almış yavaş nötronlar olayı şöyle keşf olundu. Enrico Fermi 1938 yılında bu keşfe göre Nobel ödülüne layık görüldü. Nobel komitesi yavaş nötronların etkisi ile yapay radioaktivliyin keşfi alanında hizmetlerine göre Fermini bu yüksek bilimsel ada tanıttı.
Enrico Ferminin hayatı çok kısa olup O, toplam 53 yıl yaşadıktan sonra. Fakat onun hayatı çok zengin ve verimli olup. O, fizik alanında çok işler yapıp, bir çok fiziksel terimler onun adı ile bağlıdır. Kısa ömür sürmesine rağmen, Enrico Fermi ister teorik fizik, gerekse araştırma ve soruşturma alanında yüksek zirveler fethedip. Onun esas bilimsel mirası olarak aşağıdaki alanları belirtiyorlar: Fermi istatistikleri, atom ve moleküllerin yapısına ilişkin çalışmaların bütünü, nötronların özellikleri teorik ve deneysel araştırma, yavaş nötronların keşfi, beta-parçalanma teorisinin keşfi, dünyada ilk atom reaktörünün kurulması, nötron optik üzere deneysel ve teorik araştırmalar ve diğerleri. 1946'da Fermi Chicago'da kurulan Nükleer Çalışmaları Enstitüsü çalışanı olup. Yaşamının son yılları yüksek enerjiler fiziğine adamıştır
. O, yüksek enerjili kozmik ışınların varlığı hipotezini ileri sürdü. 1950 yılında mezonların varoluşunun istatistiksel teorisini esaslandırıb. Onun öğrencilerinden akademik Bruno Pontekorvo haklı olarak kutluyordu ki, Ferminin evrensel dehası teorik, hem de deneysel fiziğin tüm alanlarında parlak işler yapmaya imkan verip. 1950 yılında Enrico Fermi Londra Royal Society üyesi, 1953 yılında ise Amerikan Fizik Derneği Başkanı seçildi. O, bazı yabancı ülke bilimler akademiyalarının üyesiydi. Büyük fizikçi 1954 Kasım 28-de 53 yaşında bilimsel yaratıcılık çiçeklenme döneminde Chicago'daki evinde mide kanserinden öldü. Bir yıl sonra ise D.Mendeleyevin periyodik sisteminde 100. yıldönümü elementi Enrico Ferminin şerefine fermium seçildi.

Genelleme yapalım:

İtalya'nın yirminci yüzyılda yetiştirdiği en önemli bilim dühaların biri teorik fizik alanında ünlü alim Enrico Fermi. O, İtalya ve Amerika'da bilimsel okulların yaratıcısı ve nötron fiziğinin kurucularından biridir. Kuantum teorisi ve element parçacıkları fiziği alanında bir takım bilimsel çalışmaların yazarıdır. 1925 yılında kuantum istatistiğini (Fermi-Dirac istatistikleri), 1934 yılında beta-parçalanma teorisini, meslektaşları ile birlikte ise nötronların katılımıyla yapay radioaktivliyi keşfetti. 1942 yılı Aralık 2'de dünyada ilk kez nükleer reaktorunu kurup ve zincirleme nükleer tepkisini gerçekleştirdi. 1938 yılında Nobel Ödülü aldı.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...